21 Aralık 2017 Perşembe

3.10.2010 Oryantiring Öğrenme Etkinliği


   Selam arkadaşlar
   Bugün İOG'nin Irmakkapı pazar parkurundaydım.Güzel bir faaliyet oldu.etkinlikle ilgili kişisel olarak yazdığım rapor aşağıdadır.Hatırlatmalıyım ki en yakın zamanda sizin de böyle bir etkinliğe katılmanız gerekiyor.Orienteering'in uzaktan kolay bir spor olduğunu bir kez daha anladım.                                                                                                                                                                                               Günüm  0740 ta 4.Levent’ten kalka 42M  kodlu Bahçeköy otobüsüyle başladı günüm.0803te son duraktaydım. İett’deki görevli bana Irmakkapı’nın sağ tarafta olduğunu söyledi.Yürüdüm yürüdüm ama ulaştığım yer başka bir kapıydı.Gişedeki görevliye anlatınca anladım ki yanlış yöne gitmişim.Geldiğim yolu tekrar geri aynı noktaya dönmek 15 dk mı aldı. Neyse yürüdüm… Sonra birden yağmur bi “birazdan yağcam ” dedi ben yağmaz ümidiyle yola devam ettim.Bi taraftan yürüyor bi taraftan da  sağıma soluma bakınıyordum.Gerçekten içinde bulunduğum ortam bi peyzaj resmiydi sanki.Yürüdüğüm yol asfalt olduğu içinde daha fazla yoruyodu zannımca  Sonra yağmur tam anlamıyla bastırdı. Düşümdüm gitmeli mi dönmeli mi hadi dedim buraya kadar geldim artık sonuna ulaşmalıyım. Yağmur yağarken sağ tarafımdan bi korna sesi duydum(Yolda kaldırım olmadığı için solda yürüyodum).  Korna sesi önünde Gümüşderespor yazan bi dolmuşa aitti.Gitceğin yere bırakalım dedi.Belgrad ormanı Irmakkapı  girişinde indim. Girişteki görevli sorduğumda  “Orienteeringciler şu tarafta” dedi. Yanında orienteering flaması olan bir arabada bagaj kısmında birkaç kişi vardı. Sonrasında onların bugünkü organizasyonda görevli kişiler olduğunu öğrendim. Unutmuş olanlar veya daha önce bu sporu yapmamış olanlar için harita  okumanın nasıl olduğunu anlattı Murat abi. “Sonrasında çıkmaya hazırım” dedim ve çıkış saatimin de not alınmasıyla beraber parkura başladım. İlk hedef zor değildi zaten çoğu kısalar birbirine yakın anda başlayınca net görülüyodu.Sonra 2. 3. ve 4.. Tahminen aynı bölgede yaklaşık 3 tur attıktan sonra 4. noktayı bulmanın zor olduğunu düşünerek 5. 6. 7.  noktaya gittim. 7. noktadan sonra hadi bi tekrar bakiyim dedim.4. noktayı buldum. Sonrasında “artık parkuru uzun sürede de olsa bitiriyorum” duygusuyla koşmaya başladım. Bilmiyorum o koşmam sıralamayı etkiledi mi. Ancak bitiş noktasında öğrendim ki 1- 7 normal sırayla gitmemek gerçek yarışlarda diskalifiye sebebiymiş.Ancak 3 tur attıktan sonra da bulamayınca  kişinin o anki düşüncesi “nasıl olsa bulamıcam” oluyo.Aslında hatam yanlış yoldan gitmekmiş.Kısa parkura çıkmam da kesinlikle doğruymuş orta parkurda olsam napardım bilmiyorum. Gereksiz yere dik bi yerden çıkmaya inmeye çabalamışım ki inerken ayağım kaydı şansıma kısa süre içinde durdum.Bu arada hava da sanki yarış öncesi çamurun kayganlığını artırmak için kapalıymış.Yarış başladıktan sonra yağmur kesildi.Hatta ben parkuru bitirdiğimde hava açık ve güneşliydi. “İYİ Kİ GİTMİŞİM” dediğim bir etkinlik oldu.          


25 Eylül 2015 Cuma

YOLA ÇIKIŞ 3.BİSİKLET TURUM [2.BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU 26.8.2015 KOCATEPE (AFYON) -9.9.2015 KONAK HÜKÜMET MEYDANI (İZMİR) ] BAŞLIYORRRRR



  Otobüse bindiğimde ilk hissettiklerim:   
  Şaka maka 3. YOL. Bu sefer  “Büyük Taarruz Meydan Muharebesi”ni anmak için çıkıyorum yola, bir organizasyon  içinde(http://www.buyuktaarruz.org/). Bu organizasyonu takipçisi olduğum bir bisikletlinin (Enes ÇALIŞKAN) sayfasında duydum önce. Hissederek tarih öğrenerek geçecek bir tur.  Farklı bir duyguymuş, önceden plan yapmadan 1 anda karar verip 10 gün içinde kendini YOLculukta bulmak, belki de olması gereken budur.  Şuan bir Kamilkoç otobüsünde bir sonraki araç da olsa (1000 aracında 4 bisikletli daha olması nedeniyle 1030) içim rahat yerleştirdim ve sorun çıkartmadı otobüs firması. Gri Kelebek bagajda, ben koltukta güven içindeyiz. Üzerimde bir İzmir bisiklet grubunun forması..... Dün akşam heyecan ve biraz da iyi görünme derdiyle hazırladım heybemi, çünkü bu sefer ekip kalabalık. Bu sefer annemin her zamankinden daha rahat kafası, ayrıca heybemi ve kamp malzemelerimi destek aracı taşıyacak. Ve farklı bir amaç “9 Eylül” de sağ salim Belkahve’den İzmir’e üzerimde güzel kıyafetler, dik oturuşlu bir tavırla inmek derdiyle......  
  Diyerek bindim otobüse, Afyon'da indiğimde tam pedal Anıtpark. Anıtpark'da önümden otobüse yetişmiş abileri gördüm ilk önce, sonra başka kişiler..... Merkezde Kaymaklı Ekmek Kadayıfı da yedikten sonra Anıtpark çay bahçesine geri döndük. Döndüğümüzde ekip toplanmaya başladı. İlk tanışmalar, ekip canavar.
   Anıtpark'dan 2 minibüslere bisikletlerimizi ön tekerleklerini çıkartarak dikkatlice yerleştirdik. Minibüslerle kamp yerine geçtik. Kamp yerine vardığımızda hava serinlemeye ve kararmaya başlamıştı. Hızlıca çadırlarımızı kurup yerleştik.

1.GÜN KOCATEPE-TINAZTEPE (62km) 26 Ağustos 2015 (BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU)



  Bugün ilk kez hiç uyumadan pedalladım. Dün gece resmen bitmedi. Gözümü kapatsam üşüme, kulağımı kapatamayınca aralıksız gürültü. Sadece 23:00 e kadar henüz müzik başlayıncaya kadar uyuyabildim. 
  Gece malzemelerime göre soğuk bir hava vardı. O derece ki gece bir ara sağ elimin uyuştuğunu hissettim, ısırıp, uyku tulumumun içine alınca kendine geldi.  Şükür ki çorba servisi sabah 3 yerine gece 2300 te verilmeye başlandı. Gece birkaç kez uyanıp çorba içip tekrar yatarak uyumaya çalıştım.

  Sabah 7 de megafon sesiyle temelli uyandım. İlk kahvaltıda yanımızda sponsorumuz olan Lions 118-U yönetim çevresi de bizimleydi. Formalarımızı teslim aldık.. Bizimle tören alanına da gelerek destek oldu.
    İlk başlangıç çok virajlı ve çok dik inişlerdi. Bu nedenle ara sıra da olsa sağ ayağımı koydum, nedeni bana güven vermeyen fren pabuçlarıydı. İlk şehitlikte bilen bir arkadaşın düzeltmesiyle daha güvenli oldu. Afyon şehir merkezine indiğimizde müzede verdiğimiz molada bitmiş olan km sayacı pilimi de yenileyebildim.
   Ardından uzak yerde bir şehitliğe doğru gittik, inerken Cem abi düştü. Yanımızda ambulans olunca hemen müdahale etti. Yarın dinlenip öbürgün bizimle devam edeceği ümidindeyim. Akşam bizi Tınaztepe köyünde domates eşliğinde mangalda sucuk ekmek ziyafeti bekliyordu. Geç de olsa afiyetle doyasıya yedik. Konaklamayı Tınaztepe Jandarma Karakolu bahçesinde kurduğumuz çadırlarımızda yaptık. Ayrıca yolculuk boyunca jandarma ve ambulans ekiplerinin bizimle birlikte olacağını öğrenmiş oldum.

2.GÜN TINAZTEPE – SİNANPAŞA (52 km) 27 Ağustos 2015 (BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU)



 Jandarma bahçesi de olsa gece üşüyerek geçti yine. Kamp yerinde kameraya yaptığım konuşmayı kaydeden Gökhan abinin “TRT de görev mi yapıyorsun” demesi keyif kattı.
  Çiğiltepe’deki törenin ardından ikram edilen katmer karnımızı doyurdu. Reşat Çiğiltepe’nin anısı da ayrıca etkileyiciydi. Saat 1030 daki telefon konuşmasında tepenin 30 dk içinde alınacağına dair söz vermiş. Saat 1100 da alınamayınca beylik tabancasıyla intihar etmiş. Tepe 1700 da alınmış.
   Yolculukta giderken mümkün olduğunca dağlara bakıyordum. Nasıl da bizim için seve seve canlarını vermişlerdi, her yaştan gepegenç insanlar. Güne çok dik rampalarla çıktığımız Çiğiltepe ‘deki törenle başladık. Şehirler arası yolda uzak kopmalar, beni kaygılandırmaya başladı; diğer taraftan bireysel yolculuğumu anımsatıyordu.
     Çiğiltepe’deki törenin ardından dağ, ova, göl yollarından geçerek Sinanpaşa’ya ulaştık. Vardığımızda bizi belediye başkanı karşıladı. Ardından bizimle birlikte pedal çevirerek poz verdi ve bize yemek ikramında bulundu. Külliyede bisikletleri park ettiğimizde Enes’in küçük bisiklet kamerasının çalınmış olması hoş olmadı. Kamp yerimiz olan şehit babası Kudret amcanın evinin bahçesine vardığımızda hamam anonsuyla hızlıca hamama yönelik eşyalarımı toparladım. İzmir’den çıkalı 3 gün oldu, bu hamam kuş gibi hafifletti. Hamam çıkışında soluğu köy kahvesinde aldık, muhabbet muhabbeti açtı. Ardından çok geç olmadan uykuya çekildim. Bu arada ayrıca artık bir ekip olduğumuzu hissetmeye başladım.
   Ekibin en genç 2. üyesiyim. En genç üye Fevzi ÇETİNKAYA. En yaşı büyük pedalcı Doğukan ERKAYA abimiz. Ayrıca 72 yaşında olup Ankara’dan özel aracıyla katılan Dilek  hanımın yanımızda olması keyfimize keyif katıyor. 
  Oğlunu şehit veren Kudret amca oğlu şehit olduğunda evine büyük bir Türk bayrağı asmış ve bir daha indirmemiş. O gün bugündür, yolcuları seve seve bahçesinde misafir ediyormuş. Artık biz de onun dostlarıyız. 

24 Eylül 2015 Perşembe

3.GÜN SİNANPAŞA – YILDIRIMKEMAL KÖYÜ (47km) (BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU)

  Güne Sinanpaşa belediyesinin bizlere ikram ettiği çorba ile başladık. İlk olarak köyde çaylarımızı yudumlarken hayrat olan pişi çayımıza eşlik etti.
    Ardından Tokuşlar köyünde Atatürk’ün karargah kurmuş olduğu yeri ziyaret ettik.
   YıldırımKemal köyü yönünde pedallamaya devam ederken yerel yöneticilerin bizim tersimiz yönde ilerlediğini gördük. Tören bizim mesafemize göre erken saatte olunca törene katılamamıştık. Yıldırım Kemal köyüne giderken Akçaşar’da Kurtuluş Savaşı şehidimizin evi, ziyaret edip daha önce sözü verilen Türk bayrağı hediyemizi sunduk. Ayrıca köydeki başka kişilere de verdiğimiz Türk bayrağı onları mutlu etti.

    Öğlen saatlerinde YıldırımKemal köyüne erkenden ulaştık. Köy halkı bizi ağzıaçık ve çayla 
güzelce doyurdu. Çocuklar adeta çay bardağımıza bakıyordu. Ayrıca hazır vakit bulmuşken Gökay sağolsun bisikletlerimizi kontrolden geçirdi. Ayrıca benim bisikletimin fren telini güzelce yağladı.
   Çocuklar arka taraftaki göle götürdü, ağaçların arasında yürümek ayrıca keyifli geldi. Akşam baktık ki çadırda uyumaya niyetleri var. Biz de onlara araçtaki çadırlardan birini kurup içine matları serdik, umarım uyumuş ve rahat etmişlerdir.
    Akşam konaklama yerimiz şehitlik bahçesi……. 

4.GÜN YILDIRIMKEMAL- ZAFERTEPE (ZAFERTEPEÇALKÖY) 55 KM (BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU)

 Güne Yıldırım Kemal de unutulmuş bir şehit mezarlığını temizleyerek başladık. 18 den 68e hepimiz ayrı bir ucundan tuttuk işin, herkesin eli değdi. Bun gören köyden bir amca yanımıza geldi.
  Bu amca 15 16 yaşlarındayken ilk olarak o şehitliği ortaya çıkarıp, ilk bakımını yapan kişiymiş, şuan emekli olunca tekrar köyüne geri dönmüş. Bizleri görünce ayrıca duygulandı, elimizin alnımızın teri gözyaşımıza karıştı. Mezarlığı temizleyip üstüne Türk bayrağımızı diktik. Yanımda götürdüğüm yeşil ip bir kez daha işimi gördü, benden de bir hatıra olarak, oradaki bayrağa eşlik edecek.
   Ardından ilk olarak topçu mevzilerinin bulunduğu yerleri ziyaret edip devam ettik.
  Ardından çok uzun mesafeden sonra Büyük Aslıhanlar Şehitliği’ne ulaştık. Büyük Aslıhanlar Şehitliği’ne giderken mola verilmemiş olması, bizi çok fazla yordu. Önden gelenler şehitlikten önce köy kahvesinde oturadurması Osman Bey'i şaşırtmıştı. Şehitliğe vardığımızda bu konuda ufak bir tartışmaya yol açtı. Tartışmanın nedeni biraz da organizasyonun henüz 2.yılı olmasıydı.
   Devamında Allıören köyüne geçtik. Allıören bir alevi köyü, en yakınlarındaki alevi dergâhı Kütahya’ymış, özgürlüklerimizi tekrar hatırlattı bana.
   Bir sonraki durağımız Zafertepeçalköy oldu. Bizi belediye başkanı karşıladı ve yemek ikramında bulundu. Yemeğin üstüne ekibe bir arkadaşımız daha katıldı (Mehmet abi). Oradan kamp yerimiz olan Zafertepe’ye çıktık. Zafertepe ulu önder Mustafa Kemal’in Büyük Taarruz Meydan Muharebesi'ni izlemek için karargâhının bulunduğu yer. Ve orada merminin tüfekten çıktığı andaki görüntüsü şeklinde bir anıt bulunuyor. Akşam göletin çevresinde Mehmet abi ve Fevziyle beraber bir akşam turu attık. Gölet ayrıca ferah bir hava katmış anıt bölgesine. Aşağıdaki fotoğraf için Enes'e teşekkürler.....

5.GÜN ZAFERTEPE- HALLAÇLAR KÖYÜ (BANAZ) 47 KM (BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU)


  Belli süredir ilk kez üşüme dertsiz bir uyku çektim. Güne acelesiz olarak minibüsten açık büfe kahvaltıyla başladık. Ardından Osman KUTLU Bey törenle adımıza imzaladığı “Kurtuluş Yolunda Büyük Taarruz Yürüyüşü” kitabını bizlere sundu.
 

  Hareket saati 12.30 olunca bizdeki, göl kenarında hafif bir gezintiye çıkıp, geçici pazarda dolaşmaya çıktık.
   Yolumuza devam ettiğimizde “Yüzbaşı Şekip Efendi Şehitliği” ni ziyaret ettik.
  Ardından şehirlerarası yollar üzerinden her zamanki gibi jandarma eşliğinde Hallaçlar Köyü ne ulaştık. Vardığımızda ilk olarak köy kahvesinde dinlenme çaylarımızı içtik. Çaylardan sonra öyle hızlı çıkmışız ki ileri gittim, geri geldim kimse yok. En sonunda ekipten birini arayarak köy okulunun bahçesine gitmem gerektiğini öğrendim.
  Hamamdan beri 3. günümüz olunca ben de Fevzi de duş alma isteğimiz baskın geldi. Fevzi yle beraber ağaçların arasında bulunan çeşme hortumuyla hızlıca duşumuzu aldık, yanına açtığımız Fevzi’nin çadırı da soyunma kabinimiz oldu. Tertemiz olduk. İkindi atıştırması olarak yediğimiz karpuz-peynir-konserve barbunya nın üstüne köylülerin bize akşam için hazırladığı tarhana çorbası içimiz ısıttı. Tadı bana biraz acı gelse de tarhananın arkasındaki özen kendini belli ediyordu.
   Üstüne kamp yerinde yakılan ateşin közünde çay ve mısır ayrıca tatlı geldi.
  Gittiğimiz her yere vardığımızda ekipten bazı arkadaşların  “Bira var mıdır, ayçiçeği var mı ki” muhabbetleri beni artık sıkmaya başladı.